Küçük Şehrin Büyük Öyküsü: "Mahşerde Evren’den alacaklıyım"

30 Ekim 2011

"Mahşerde Evren’den alacaklıyım"

Boluspor Kulübü eski başkanlarından Sn. Yener Bandakçıoğlu'nun 08.08.2005 tarihli köşe yazısı;


Geçen hafta ne demiştik: bir hakem bir takımın tam bir yıllık emeği ile çok rahat bir biçimde oynayabilir. İşte sizlere bir numaralı sorumlusu olduğum Boluspor'un şanlı tarihinden nesiller boyu unutulmaması gereken iki misal. Bunları geçmiş yazılarımda sırası geldiğinde okurlarıma ve efkar-ı umumiyeye birkaç kez duyurmuştum. Ancak her zaman yazdığım gibi zaman çok süratli bir biçimde geçiyor. Yıllar yılları kovalıyor. Genç hemşerilerimin ve okurlarımın 20-25 yıllık bu öyküleri bilmesi ve hatırlaması da mümkün değil. Bizimkisi bir beyin jimlastiği.


Nihat Özbirgül "Ben vicdan azabı çekiyorum"


1978-1979 Futbol sezonu. Sezonun son maçlarından biri. İstanbul'da Fenerbahçe ile oynuyoruz Boluspor maçtan bir puan aldığı taktirde kümede kalacak. Boluspor bunu başaracak güçte. Ancak bir dezavantajı var. Fenerbahçe o yıl şampiyonluğa oynuyor. Onun Boluspor'a vereceği bir ya da iki puan Fenerbahçe'nin şampiyonluğu kaptırması demek. Boluspor maçın başından sonuna kadar oynadığı futbolla Fenerbahçe seyircisinin yüreğini ağzına getiriyor. Maçın sonlarına doğru meşhur futbolcumuz Aydın orta sahadan koşarak Fenerbahçe kalesine doğru akıyor ve şimdi adını unuttuğum bir futbolcumun 18 üzerine yaptığı ortayı nefis bir kafayla Fener filelerine çakıyor. Maçın orta hakemi Nihat Özbirgül bu nefis golü verip santraya doğru yürümeye başlıyor. Ancak sevincimiz kursağımızda kalıyor. Zira Fenerbahçe kalesi tarafındaki şimdi ismini anımsayamadığım kafası Yul Burner misali kel olan yan hakem bayrağını indirmiyor. Golü veren Nihat Özbirgül santradan yan hakemin yanına geliyor ve bir iki fiskostan sonra Boluspor'un golünü iptal ediyor. Maçın son dakikalarında bir korner atışında sırtı kalemize dönük olan Fenerbahçe santraforu Ömer'in kafasına tesadüfen değen top şandel alıyor ve filelerimizle kucaklaşıyor. Maçın sonucu FB:1- Boluspor:0. Bu sonuçla Boluspor küme düşüyor ve Fenerbahçe şampiyon oluyor. O yıl benim başkanlığımın ilk yılı. 1970-1978 yılları arasında sürekli olarak ifa ettiğim Genel sekreterlik görevimden ayrılışımdan iki -üç ay sonra yeniden ele aldığım Boluspor da birinci ligden ilk düşüşümüz. Ama Yüce Allah'a binlerce şükürler olsun ki 79-80 sezonunda hiç beklemeden yeniden birinci lige çıkıyoruz. O yılın çok önemli bir başka cephesi daha var. Boluspor'un golünü iptal edip küme düşmemizi sağlayan sayın Nihat Özbirgül sezon sonunda (- "Ben yanlış karar verdim. Boluspor' un puanını gaspettim. Boluspor küme düştü, ben vicdan azabı çekiyorum. Bundan dolayı hakemliği bırakıyorum" ) deyip hakemliği bırakıyor.

"Mahşerde Evren’den alacaklıyım"




Boluspor tarihindeki en büyük hakem olayı 1981-1982 sezonundaki Türkiye Kupası şampiyonluğunu kaybettiğimiz Boluspor - Ankaragücü maçında yaşanmıştır. Bu maçın öyküsünüde birkaç kez yazmıştım. Her şey zamanın kudretli ismi Sayın Kenan Evren'in bir beyanatıyla başlamıştı. Sayın Evren hiç durduk yerde, sebebi nedendir bilinmez bir gün (-Başkent Ankara'nın bir takımı mutlaka 1. ligte oynamalıdır.) buyurdular. Buyruk, zamanın Futbol Federasyonunca Yüce Allah'tan indirilmiş bir Farz gibi algılandı ve göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir sürede yönetmelik değişikliği yapıldı: ( - Türkiye kupasını kazanan takım birinci lige terfi eder.) Türkiye kupasında hangi Ankara takımı var. Ankaragücü. Kader ağlarını örmeye başlamıştı. Ne yapılıp ne edilip Ankaragücü'nün kupayı Boluspor'un elinden alması ve birinci lige çıkması gerekiyordu. Boluspor'un o günkü formuyla Ankaragücü'nü elemesi kadar tabii bir şey yoktu. Ankara'daki maçta şakır şakır yağmur altında maçı 2-1 kaybettik. 19 Mayıs Stadı'nın yağmur sularıyla dolu zemini Boluspor'un en az üç, dört gölünü önledi. Ertesi hafta Bolu şehir stadı tarihi günlerinden birini yaşıyordu. Maç akşamı DSİ Gölköy tesislerinde verdiğimiz moral yemeğinde yaptığım duygusal konuşmada da değindiğim gibi Boluspor'un 100 yılda yakalayacağı bir fırsatla karşı karşıyaydık. Ankaragücü'nü yenecek ve Türkiye Kupasını, Dünya durduğu sürece belkide ilk defa Bolu'ya getirecektik. Bu öylesine bir başarı olacaktı ki küçük Bolu için Dünya'nın yerinden oynamasıyla eş değerliydi. Zaten bu başarının bir daha tekrarlanmıyacağını bildiğimden o akşamki tarihi konuşmamı şöyle noktalamıştım: (- Çocuklar, şimdi herkesin huzurunda vasiyetimi yapıyorum. Eğer yarın kupayı alırsak benim mezar taşıma burada Türkiye Kupasını kazanan Boluspor'un Başkanı Yener Bandakçıoğlu yatıyor ) yazılacak.

Futbolcularım maçın büyük stres ve atmosferine karşın Ankaragücü'nü sahadan sildiler. Beklediğimiz gol maçın 84. dakikasında geldi. Sol açığımız Minas tam 35 metreden mermi gibi bir şutla Ankaragücü kalecisi Adil'in topu dahi göremediği bir pozisyonda Ankaragücü kalesini deldi. Binlerce Boluspor taraftarı gök gürültüsüne benzeyen tezahüratla golümüzü kutlamaya başlamıştı. Ancak bu sevinciniz çok kısa sürdü. Maçın hakemi Sadık Deda golü vermemişti. Zamanın Futbol Federasyonu ve zamanın meşhur hakemi Sadık Deda, zamanın güçlü ve kudretli ihtilal lideri Kenan Evren'in buyruğunu tam itaatkarlıkla yerine getirmişlerdi. O gece görevlerini yerine getirmiş olmanın mutluluğuyla derin bir uyku çekip çekmediklerini elbetteki bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey, küçük Anadolu şehri Bolu'nun büyük takımı Boluspor'un dünya durdukça göreceği en büyük zaferden mahrum olmasıdır. Bende, bu büyük takımın Başkanı olarak en büyük onurumu kaybettim. O itibarla yazımın ikinci başlığında haklıyım. Bu dünyada olmadı ama yarın Ruz-ı Mahşerde, Sayın Kenan Evren'den alacaklıyım dediğimde doğru düşünüyorum.

Evet sevgili okurlarım. Bir hakem isterse bir şehrin ve bir takımın kaderi ile çok rahatlıkla oynayabilir. Biz yinede hakemlerimize başarılı bir sezon dileğiyle yazımızı noktalayalım.


Bolununsesi.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder